Osmanlı hanedanından on beşinci pa­dişah. Babası Sultan III. Mehmed’dir. 1617′de tahta çıktı.
Sultan I. Mustafa ağabeyinin saltanatı boyunca her an, cellat tehdidi altında ya­şamış, bu sebeple şuuru bozulmuştur. Te­davisi de imkansızdır. Kösem Sultan’ın ocak ağalarını elde etmek için büyük ser­vetler dağıtması, netice vermedi. Kösem Sultan’ın zekâsı ve sertliğinden çok çekin­diği üvey oğlu II. Osman tahta geçirilmek üzere Sultan I. Mustafa haledildi. Sultan I. Mustafa’nın birinci saltanatı 3 ay 4 gün sürmüştü. Aklî dengesizlikler gösteren hükümdar, şeyhülislam Es’ad Efendi’nin “Şuuru ye­rinde olmayanın hilâfeti caiz olmayacağına” dair fetvasıyla tahttan in­dirildi. Sadaret kaymakamı vezir Sofu Mehmhed Paşa’nın teşebbüsüyle bu iş hiçbir gürültü olmadan gerçekleştirildi. Sultan I. Mustafâ tekrar dairesine döndü.
Ancak Sultan l. Osman’ın katliyle 4 yıl sonra, bu defa Veiiahd Şehzade Murad- ın (IV. Murad) hakkı çiğnenerek I. Musta­fa tekrar tahta çıkartıldı. Sultan II. Osman’ın katlı, Davud Paşa­yla adamlarının marifetiydi. Davud Paşa sadareti 24 gün muhafaza edebildi. Mere Hüseyin Paşa, 13 Haziran’da Davud Pa­şa’nın yerine sadrazam ölmüş ve 8 Tem-müz’a kadar ancak 25 gün iktidarda kala­bilmiştir. Sadaret değişikliğinden 8 gün sonra 21 Haziran’da geçen bir olay ,bütün istan­bul halkını tesiri altında bıraktı ve Sultan II. Osman faciasının sorumlularının mutla­ka cezalandırılmaları yoluna gidilmekten başka çare olmadığı anlaşıldı. Sultan ahmed Olayı adı verilen bu olayda bir sipahi 80 askeri öldürüp, yaraladıktan sonra ele geçirildi. Sultanahmed Olayı’ndan 3 gün sonra 24 Haziran’da Sultan I. Mustafa, es­ki usul üzerine cuma selâmlığına çıktı. Sultan Osman’ın yaptığı kıyafet inkılabı terkedildi. 30 Haziran’da Mere Hüseyin Paşa1 nın Sultan II. Osman’ı tutan ilmiye sınıfını cezalandırmak için bazı evkaf gelirlerini Hazine’ye alması imparatorluktaki yüzler­ce sosyal hayır eserinin ve âbidenin pa­rasız, bakımsız kalmasına ve mahvolma­sına sebep oldu.
Mere Hüseyin Paşa, 7 Temmuz gecesi Yeniçeri ağası Deli Derviş Ağa’yı azledip Mudanya’ya sürdü. Kapıkulu askerinin bir kısmını şu veya bu bahaneyle istanbul’dan çıkarttığı için aleyhindeki memnuniyetsiz­lik fazlalaştı. 8 Temmuz sabahı Kapıkulu ocakları, sadrazamın değiştirilmesi için Valide Sultan’a heyet gönderdiler. Valide Sultan, teklifi kabul etti. Heyet ile karşı kar­şıya konuştu. Bundan sonra Mere Hüse­yin Paşa azledildi ve Lefkeli Mustafa Pa­şa sadarete getirildi.
Mustafa Paşa’nın sadareti, 2 ay 14 gün sürdü. 21 Eytül’de iktidara gelen Gürcü Meh-med Paşa iktidarı , II. Osman faciası bütün imparatorluğa yayılan bir memnuniyetsizlik doğurmuş bulunuyordu. Anadolu’dan, halkın yeniçerilere karşı çok kötü hareket ettiği haberleri geliyordu. Katillerin cezalandırıl­mamış olması, halkta aşırı bir teessür ve gazap uyandırmıştı. Bu arada 1 Ekim’de vezir Damad Fteceb Paşa’nın donanmay­la Karadeniz’den 500 Kazak esiriyle İstan­bul’a gelmesi, halkı bir müddet meşgul et­ti. Fakat 17 Kasım’da Erzurum beylerbeyi Abaza Mehmed Paşa’nın Sultan II. Os­man’ın intikamını almak üzere ayaklandı­ğı haberi bütün İstanbul’a yayıldı. Bu Ana­dolu’da son haftalar içindeki hareketlerin en önemlisiydi.
Bu sırada Anadolu’ya yalnız valiler de­ğil, halk da Sultan II. Osman’ın intikamı­nın alınmasını istemekte ve Sultan I. Mus­tafa’nın saltanatının gayr-i meşru olduğu­nu iddia etmekte idiler.
Kapıkulu sipahileri, 31 Aralık 1622′de Sultan II. Osman’ın kan davası için tekrar ayaklandılar.
Sultan I, Mustafa, iyice şuurunu kaybet­miş; saray dairelerinin kapılarını vuruyor, Sultân Osman’ı arıyordu. Bayram tebrikin­de padişahın yalnız ilmiye sınıfına ayağa kalkıp diğer sınıfların tebrikini tahtında oturduğu halde kabul etmesi kanun ve ge­lenekti. Sultan I. Mustafa’nın bütün ge­lenleri ayakta karşılaması ve oturmayı reddetmesi de deliliğini göstermektedir.
1622 yılının son günleri yaklaşırken Aba­za ihtilâli de Anadolu’da gerçek bir yay­gınlık kazanmıştı. Divân, Paşa’yı Sivas’a tayin ettrğini, derhal Erzurum’u bırakıp Si­vas’a gitmesini bildirmiş, Erzurum’a eski Diyarbakır beylerbeyisi Mustafa Paşa’yı yollamak istemişti. Fakat Abaza Pasa 17 Ka­sım’da Erzurum’dan çıkmak niyetinde ol­madığını ve Mustafa Paşa’yı şehre kabul etmeyeceğini bildirdi. 23 Aralık’da yeniçe­riler, tehlikenin nereden geldiğini anlayıp toplu halde Divân’a gittiler ve Abaza işinin halledilmesini istediler.
Bunun üzerine Valide Sultan/Abaza’nın Erzurum’dan azledildiğini bildirdi. Bu ka­rarın uygulanması, yani Abaza’nın Erzu­rum’dan atılması gerekiyordu. 2 Ocak 1623′de Sipahiler topluca Divân-ı Hümâ­yûn önüne geldiler. Bu sırada I. Mustafadan bir hatt-ı hümâyun geldi. Âsilere oku­nan bu hatt-ı hümâyûnda “Sultan Osman’ı ben kati olsun demedim. Davud Paşa öldürdü, katilleri kim ise haklarından gelip katlolunsun.” deniliyordu. Hattın ayaklan­madan korkan Valide Sultan tarafından yazdırıldığı veya bazı saray mensupları ta­rafından yazdırtıldığı ve Sultan I. Musta­fa’nın haberi bile olmadığı kesindir. Hat­tın okunması üzerine sipahiler, katilleri ara­maya başladılar. Akşama doğru, Sultan Osman’ın katillerinden Cebecibaşı Kara Mezak Çavuş ele geçirildi ve öldürüldü.
7 Ocak’ta toplanan Divân-t Hümâyûn Davud Paşa’nın idamı için karar verdi.
Halk, padişah katili diye andığı Davud Paşa’nın Yedikule yolundaki çeşmede ida­mını istiyordu. Yedikule’ye giderken Sul­tan Osman’ın susayıp bu çeşmeden bir tas su içmesi, halk üzerinde unutulmaz bir in­tiba bırakmıştı. Çeşme başına getirilen pa­dişah katili ise ceplerinden Sultan I. Mus­tafa’nın hatt-ı hümâyûnu, Rumeli ve Ana­dolu kazaskerinin fetvalarını çıkarıp, bun­ların hükmünü icra etmekten başka bir suç işlemediğini söylüyordu. Çeşme önünde büyük bir kavga başladı ve Davud Paşa ata bindirilip Orta Camii’ne götürüldü. 8 Ocak günü Davud Paşa boğduruldu. Böylece padişahın hattı ve Divân’ın emri icra edilmedi.
Gürcü Mehmed Paşa’nın sadareti, 5 Şu­bat 1623′e kadar sürdü. Mehmed Paşa’yı düşürmek için yalnız Valide Sultan değil eski sadrazam Mere Hüseyin Paşa da çalışıyordu. İkisi de yeniçeri ve sipahilere büyük rüşvetler dağıttılar! 5 Şubat günü Di­vân toplantısından çıkan Mehmed Paşa, Kapıkulu zorbalarının aleyhte toplanmaları ve tahrik edici sözleri üzerine sarayına gitmetten vazgeçti. Derhal saraya girip mühr-i hümâyunu Valide Sultan’a vererek istifa etti. Bunun üzerine zorbalar şefleri Mere Hüseyin Paşa’yı seçtiler.
13 Mart’ta Erzurum’dan gelen bir haber­ci ihtilâlin kuvvetlendiğini’Divân önünde anlattı. Abaza Mehmed Paşa vergileri ken­di hesabına topluyordu 15.000 kişilik bir ordusu vardı. Maraş beylerbeyisi Yusuf Pa­şa ile Sivas beylerbeyisi müstakbel sad­razam Tayyar Mehmed Paşa ve daha bir­çok beylerbeyisi ve sancak beyi istanbul1 dan değil, Erzurum’dan emir alıyorlardı. Abaza Paşa, Erzurum’dan Ankara’ya gel­miş, katılan beylerbeyilerle beraber kuv­veti 40.000 kişiyi bulmuştu. Ankara Kale­si Abaza’ya mukavemet etmiş, bunun üze­rine Abaza, Bursa’ya ve oradart baharı beklemek üzere Niğde’ye çekilmişti.
30 Ağustos 1623′te Mere Hüseyin Pa­şa iktidardan düştü. Paşa,; herkesin nef­retini kazanmıştı. Fatih Camii’nde şeyhü­lislam Yahya Efendi’nin de katılmasıyla toplanan ulemâ şimdiye kadar bir kadıya dayak atılmasının görülüp işitilmemiş bir şey olduğunda birleşti ve Mere’nin katli va­cip olduğuna dair fetva imzaladı. Mere1 den rüşvet alan yeniçeriler, Fatih Camii­ne geldiler. Ulemâ’ya dağılmalarını ihtar ettiler. Ulemâ bu ihtara kulak asmadı. Bu­nun üzerine yeniçeriler ulemâyı zorla ca­miden çıkardılar. Olay sırasında ilmiyeden birkaç kişi yaralandı ve öldü. Zorla cami­den çıkartmak hadisesi de şimdiye kadar Osmanlı tarihinde görülmemişti. Bunun üzerine Abaza Mehmed Paşa’yı destekle­meye karar veren ulemâ Mere’ye ve ye­niçerilere karşı şiddetli bir muhalefete gi­rişti. Fatih Ğamii olayından çok mütees- sir olan halk, ilmiye sınıfını tutuyordu. Me­re, muhaliflerini.sokakta öldörtüp denize attırmak gibi hareketlerle muhalefeti kor­kutacağını sanıyordu. Ulemânın iteri ge­lenlerinden birkaç kişiyi de sürmüştü. Si­pahiler de muhalifler arasındaydı ve soy­gun furyasında yeniçerilerden daha az pay almış olmaktan dolayı müteessirdiler. Me­re, yeniçerilere, sipahileri kartlı bir şekilde sindirmek için yeniden mansıblayüşvetler dağıttı. Ancak sadrazamın niyetini öğ­renen sipahiler, ayaklandılar. Yeniçeri ket­hüdası Ladikli Bayram Ağa yeniçeri subay­larını topladı. Sipahilerle kanlı bir olay çı­kardıkları takdirde bütün kuvvetlerin yeni­çerilere karşı vaziyet alacağını söyledi. Bu­nun üzerine yeniçeriler sipahilerle kavga­dan vazgeçerek sadrazamın değiştirilmesi için ulema ve bütün halkla işbirliği yapmaya karar verdiler. Mere’nin dağıttır ğı rüşvetler boşa gitti. Bundan sonra Me­re Hüseyin Paşa, mühr-i hümâyûnu Vali­de Sultan’a göndererek istifa etti.
Ispartalı Kemankeş Kara Ali Paşa sad­razam oldu. Ali Paşa Sultan I. Mustafa’yı tahttan indirmenin zamanı geldiği husu­sunda ulemâ ve halkla aynı fikirdeydi. Eski sadrazamlardan Damad Halil ve Gürcü Mehmed paşalar bu iş için Ali Paşa’yı teş­vik ediyorlar, tahta çıkacak olan Veliahd Murad’ın annesi Kösem Mâhpeyker Ha­seki de el altından büyük faaliyet gösteri­yordu. Yeni sadrazam Ali Paşa, 11 günlük bir müzakere ve çalışmadan sonra, Sul­tan I. Mustafa’nın tahttan indirilmesi için herkesle mutabık kaldı. Bu suretle I. Mus­tafa’nın 2. saltanatı da sona erdi. IV. Mu­rad’ın saltanatının sonunda doğru eceliy­le ölüp Ayasofya avlusuna gömüldü.