Osmanlı Hanedanı’ndan altıncı padi­şah. I. Mehmed (Çelebi)’in oğlu. Amasya1 da doğdu. II. Murad tahta çıktığı zaman (1421) imparatorluğun iç durumu son de­rece karışık ve huzursuzdu. Genç hüküm­dar, önce Bizans tarafından salıverilen am­cası Sultan Mustafa ile uğraşmak zorun­da kaldı. Bursa üzerine yürüyen amcası­nı yendi. Sultan Mustafa öldürüldü. İki ay, dört gün devam eden Bizans kuşatması yapıldı (1422). Bizanslılar, İznik’te Şehza­de Küçük Mustafa’m ayaklanması sayesin­de kurtuldular. II. Murad, 13 yaşındaki kardeşinin ayaklanmasını da bastırdı.
Aydın ve Menteşe beyliklerine son ve­ren II. Murad, Karaman’la yeniden başla­yan bir savaşa girdi, savaşı kazandı. 1425 tarihinde Venedik Savaşı başladı, Almanya ile Macaristan da Venedik’in ya­nında Osmanlılara karşı savaşa girdi. II. Murad, Selânik’i fethetti (13 Mart 1430). Osmanlılar, üç büyük Avrupa devletine karşı savaşırken, Karamanoğlu İbrahim Bey Osmanlilar’ı arkadan vurdu. II. Murad o sırada Tuna’nın kuzeyinde savaşıyordu.. Karamanlılar, Hamid il’ine (İsparta) girdi­ler.
II. Murad, Belgrad’ı kuşattı (1439). Bu kaleyi Macarlar’dan alamadı. Ancak Bos­na, Osmanlı hâkimiyetine girdi. Yanoş’a İbrahim Bey, Osmanlılar’in elin­de olan Rumeli’yi Macaristan’a teklif eder­ken, Beypazarı, Akşehir, Beyşehir, Seyit­gazi, Bolvadin gibi Osmanlı kasabalarını yağmalıyordu.
II. Murad Segedin Antlaşnriası’nı imza­layarak Macaristan’la sulh yaptı. (12 Tem­muz 1444). Aynı günlerde Karamanoğlu ile de sulh yaptıktan sonra şğustos ayı için­de tahttan çekildi. Tahta II. Mehmed (Fa­tih) çıktı.
Çocuk yaşta bir hükümdarın taht çıkma­sı, Avrupa’yı ümide düşürdü. Osmanlılar’a karşı beşinci bir Haçlı seferi hazırlıkları­na başlanıldı. ,
Kardinal Cesarini, Macaristan ve Polon­ya Kralı Wladislaw’ın Segedin Antlaşma-sı’nda etmiş olduğu yeminin “dinsiz Os­manlılar’a karşı” bir hükmü olmayacağı? m söyledi ve Papa adına kralın yeminini resmen bozdu. Macaristan ve Polonya’dan başka Almanya, Fransa ve Venedik, Os-manlılar’a karşı birleştiler. Osmanlı hâki­miyetinde bulunan Eflâk Prensliği, Bosna Krallığı ve Dubrovnik Cumhuriyeti de ayak­landılar ve Haçlılar’ın safında yeraldılar. Bu şekilde 100,000 kişilik bir ordu meyda­na getirdiler.
Haçlılar, Varna’ya, Karadeniz’e doğru Osfnanlı topraklarında ilerlemeye başla­dılar
Edirne’de toplanan saltanat şûrası, Sultân 11. Murad’ın yeniden tahta geçmesi için Manisa’dan çağırılması karar ver­di’. Bu karar, Çandarlı Halil Paşa tarafın­dan II, Mehmed’e bildirildi!
Şuttan II. Murad, ilk daveti reddetti. Oğ­lunun otoritesini kırmak istemiyordu. An­cak II. Mehmed’in: “Eğer padişah biz isek, size emrediyoruz, gelip ordumuzun başı­na geçin; yok siz iseniz, gelip devletinizi müdâfaa edin” şeklindeki mektubu üze­rine, Manisa’dan Edirne’ye hareket etti. Oğlunu tahttan indirmedi. Başkumandan sıfatıyla ordunun başına geçmekle yetin­di.
II. Murad, 40.000 kişilik seçkin bir or­duyla Balkan dağlarını aşarak Tuna’ya yak­laşmaya başladı. II. Murad, Haçlılar’ı kar­şılamaya hazırlanıyordu. Osmanlı ordusu­nun önünde giden bir sipahinin mızrağı­nın ucuna Segedin Antlaşması geçirilmişti.
iki ordu, Varna yakınlarında karşılaştı (10 Kasım 1444). Üstünlüğü Osmanhlar’a kaptırmak istemeyen Hunyadi Yanoş, der­hal Osmanlı sağ kanadına saldırıya geç­ti. Osmanlı sağ kanadı sarsıldı, çekildi ve bozuldu; fakat zâiyat vermedi. Sağ kana­dın çekildiğini gören Hunyadi, sol kanada yüklendi Bu anda,Sultan II. Murad’ın çev­resindeki komutanlar telâşa kapılmışlardı. Hükümdara geçi çekilmeyi tavsiye ettiler. II. Murad, ne geri çekildi, ne taarruz etti. Yerinde kaldı. Sol kanadın hafifçe geri çe­kilmesini emretti. Bunu gören ve artık za­feri kazandığını sanan düşman, çılgın bir sevinçle Osmanlı merkezindeki birliklere çarptı. Haçlılar, artık Hunyadi’nin hâkim olamadığı bir kargaşalık ve kızgınlıkla Os­manlı birlikleri arasına giriyorlardı. Sava­şın en kızışmış anında Sultan Murad, ka­natların düşmanı çevirmesini emretti. Çembere alındığını farkedemeyen Haçlı­lar, hızla imha ediliyorlardı. Durumu çok geç anlayan rai Wladislaw, müdahale et­mek istedi, bizzat vuruşmaya katıldı. Fa­kat kralın şahsını korumakla görevli 50 şö­valyeyi öldüren Osmanlılar, Haçlı başko­mutanına yaklaşıtlar. Timurtaş adında bir Osmanlı askeri,.kralın atının ayağına bal­ta savurdu; Koca Ağa da kralın ba­şını kesti. Hunyadi,- bozgunu durdurama­yacağını anlayınca, küçük birmüfreze ile kaçtı. Kaçan birkaç yüz kişiden başka, tüm Haçlılar yok edildi. Bu savaşta, Osmanlı şehidlerinin sayışı 150 kist idi. Düşman or­dusundan 80-90 biri kişi esir alınmış, ka­lanı da öldürülmüştü.
Varna; Macaristan ve Polonya için bü­yük bir darbe öldü. Macaristan Kralı, Po­lonya Kralı, Bohemya Kralı ve Litvanya Bü­yük dukası Olan Wladislaw’ın öldürülme­si, büyük bir buhrana sebep oldu. Macaristan-Bohemya ile Polonya-Litvanya, bir daha birleşmemek üzere ayrıldı.
Varna zaferinden sonra Sultan II. Mu­rad, ordunun isteği üzerine tekrar tahta geçti. Oğlu Sultan II. Mehmed, Manisa Sancak Beyliği’ne döndü. Sultan Murad, 1439-1440′da ilk Mora se­ferini yaptı. Bu ülkeye 1446 yılında ikinci bir sefer düzenledi. Atina’ya geldi. Oradan Korintos’a yürüyerek kaleyi aldı (10 Aralık 1446): Mora’nın merkezi Patras’ı ele ge­çirdi. Ertesi yıl Arnavutluk seferine çıktı. Bu sefere, oğlu. II. Mehmed de katılmıştı. Varna zaferinden on yıl sonra Haçlılar, şanslarını yeniden denemek istediler. Hun­yadi Yanoş, Haçlı ordusunun başına geç­ti. Bu defakr Haçlılar ordusuna Macaris­tan, Almanya, Polonya, Sicilya, Moldavya ile yeniden ayaklanan Eflâk katıldı. 100.000 asker toplandı.: Karamanoğlu İbrahim Bey’in gönderdiği alayla birlikte Sultan II. Murad, düşmanla Kosova’da karşılaştı. Ya­nında, oğlu II. Mehmed de bulunuyordu. Savaş; 17,18 ve 19 Ekim (1448) günle­rinde üç gün, üç gece devam etti. Bu sa­vaşta Macar alayları, Osmanlılar’ınkine yakın bir cesaretle doğüşüyorlardr. Ancak, ikinci günün sonunda yorulan, saldırı ka­biliyeti kaybeden ve ağır zayiat veren, üçüncü sabah başlarken, 17.000 ölü ve on binlerce esir veren Haçlı ordusu, dağıldı. İkinci Kosova Savaşı, Avrupa’nın, Os-manlılar’ı Balkanlar’dan sürüp atmak için yaptığı sonuncu teşebbüs oldu.
II. Murad, 3 Şubat 1451 günü sabah vakti Edirne Sarayı’nda vefat etti. Türbe­si, Bursa’da Muradiye Camii bitişiğindedir. Sultan Murad, bilgin, şair ve musikişi­nastı. Sanat ve ilmi tam olarak korudu. Oğ­lu zamanında gelişen rönesansın gerçek koruyucusu oidu.