Osmanlı hanedanından yirmi ikinci pa­dişah. Babası Sultan IV. Mehmed, anne­si, Emetullah Rabia Gülnûş Sultan’dır. İs­tanbul’da doğdu. Amcası II. Ahmed’in ölü­mü ile tahta çıktı (1635).
Sultan II. Mustafa, iyi eğitim görmüş, şa­ir, musikişinas, hattattı. Şehzadeliğinde gördüğü hadiselerden çıkarttığı tecrübe­lerle devlet idaresini vezirlere emanet et­memeye kararlıydı. Gayretli ve kahraman­dı. Devletin derdineçare bulmak için elin­den geleni yapmaya hazırdı. Ancak, tah­ta çıktığında Osmanlı orduları dört cephe­de savaşıyorlardı. Bu sırada Venediklilerle İzmir açıkla­rındaki Koyun Burnu ve Sakız Adası çev­resinde geçen deniz savaşları Osmanlı­lar’in lehine sonuçlanmıştı. Kaptan-ı der­ya Mezamorta Hüseyin Pasa, Venedik, Pa­palık, Malta ve Toskana müşterek Haçlı fi­losunu Ege Denizi’nden atmıştı. Bu ara­da düşmanın eline geçen Sakız Adasi da 5 ay sonra yeniden’Osmanlılar’ın eline geçmişti
Ege Denizi’nde Venedikliler’le savaşı­lan II. Mustafa’nın ilk günlerinde, 1695 baş­larında, Kırımlılar da yeniden Lehistan’a girmişlerdi. Kral Sobiesky, iyi Türkçe bilen Brianovvsky’yi sulh müzakeresi için Bağ-çesaray’a göndermişse de, bundan bir’ sonuç aJamamışlı. Bunun üzerine Selim Giray Han sonradan kaigay olan 3; oğlu Şehbâz Giray’ı 70.000 atlı ile Lehistan’a gönderdi, Şehbâz Giray, Lwow (Lemberg) banliyölerine kadar Galrçya’yı çiğnedi. Bir­çok yer tahrip edildiği gibi 30.000′de esir, Kırım’a getirildi.
Venedik, Ege Denizi’nde yeniden faaliyete geçmişti. 77 parçalık Venedik donan­ması Sisam Adası açıklarına geldi. Düş­manı karşılamak için 14 Eylül’de hareket eden Mezamorta Hüseyin Paşa 17 Eylül1 de Venedik donanmasını buldu. Türk top­larının ateşi karşısında Venedik donanma­sı, karanlığın basmasından faydalanarak Midilli açıklarına çekildi. 19 Eylül’de kaptan-ı derya Venedik donanmasını bu sularda da yakaladı. Meydana gelen ça­tışmada bir çok gemi battı; bir kısmı da ha­sara uğradı. Bunun üzerine düşman do­nanmasında panik başladı Venedik donanmaması kaçmaya kalktı. Ancak kaçar­ken bir gemisi daha battı ve 10 gemisi bir ,daha kullanılmayacak derecede ağır ha­sara uğradı. Osmanlılar’ınhiç zararı yok­tu. “Yara muharebesi” denen bu vuruş­mada 300 Türk şehid ye yaralısı olduğu halde,5.000 düşman öldü. Su büyük za­ferden sonra Venedik Ege Denizi’nde her­hangibir başarıdan üminüni kesti. Sultan II. Mustafa, Sakız zaferini haber aldıktan birkaç gün sonraca Mayıs 1695′te Sürmeli Ali Paşa’yı azletti. 25 Mayıs’ta II. Mustafa, pek sevgili ho­cası Erzurumlu Feyzullah Efendi’yi salta­natının sonuna kadar muhafaza edeceği meşihat makamına getirdi. Sultan II. Mustafa, Elmas Mehmed Pa­şa ile beraber 30 Haziran 1695′te Avus­turya cephesi için, Edirne’ye hareket etti. Bu sefere şeyhülislâm Hacı Feyzullah Efendi de katılıyordu. Padişahın bizzat or­dunun başına geçmesi orduda büyük güç kaynağı olmuştu. Bu savaşta Avusturyalı-lar’ın tahkim ettiği Lippa alınmış, Lugos üzerine harekete geçilmişti. Avusturya or­dusu Lugos’u vermemek için Osmanlı or­dusuyla karşılaştı’ise de II. Mustafa ordu­nun ön saflarında bizzat vuruşarak üç sa­at içerisinde mutlak bir galibiyet kazanmış­tı. Bu, I. Viyana bozgunundan sonra kaza­nılmış en büyük zaferdi. II. Mustafa’ya Ga­zilik unvanı verildi.
Osmanlı ordusu İstanbul’a dönerken Ruslar üçyüz bin kişilik bir kuvvetle Azak’ı kuşattılar. Ancak üç aylık bir kuşatmadan sonra büyük kayıplarla çekilmek zorunda kaldılar. Beş yıl sonra Ruslar, hazırladık­ları büyük bir donanma ile (3 Haziran 1696) Azak Kalesi’ni muharasaya başla­dılar. Azak garnizonu henüz değiştirilme­miş ve kale tamir edilmemişti. Onun için kalenin akıbeti tehlikedeydi. Bunun üzeri­ne İstanbul’dan kuvvetler sevkedilmiş, fa­kat çok geç kalınmış, muhasara başlamış, ve gelişmişti. Kale iki aylık bir savunma­dan sonra 6 Ağustos’ta teslim oldu.
II. Mustafa devrinde cereyan etmiş en önemli olay Avusturya ile yapılan ve Osmanlılar’ın kesin mağlubiyetiyle sonuçla­nan Osmanlı-Avüsturya savaşıdır. Bu sa­vaşta Osmanlı kuvvetleri, biraz da komu­tanların kendi aralarındaki anlaşmazlıkları yüzünden Avusturya’nın meşhur genera­li Prens Ojeni komutasındaki kuvvetlere yenilmiş ve meşhur Karlofça Antlaşması’nı imzalamak zorunda kalmıştır. Karlofça Antlaşması’yla Osmanlılar’ın Avrupa’da yayılma devri sona ermiş ve gerileme dev­ri başlamıştır.
Macaristan’ın kaybı ve netice itibariyle bütün savaşın Osmanlı yenilgisiyle bitme­sine sebep olan Zenta bozgunu, Osmanlı tarihinin eh kötü olaylarından biridir. II. Mustafa, saltanatının barış yıllarında ba­zı ıslahatlar yapmak gerektiğine inanıyor­du. Devlet adamları arasında kıyasıya bir çekişme vardı. Şeyhülislâm Feyzullah Efendi bütün iktidarı elinde bulunduruyor­du. Onun tasvibi alınmadan hiçbir şey ya­pılamıyordu. Sonunda yine onun oyunla­rıyla 1702′de sadrazamlığa getirilen Rami Mehmed Paşa derhal büyük çapta faali­yete girişti. Bütün imparatorlukta asayiş meselesini ele atdı. Hac yollarını düzeltti. Vergilerde ıslahat yaptı. Göçebe aşiretle­re toprak dağıtıp yerleştirdi. Bayındırlık eserleri yaptırdı. Eski binaları tamir ettir­di. Selanik ve Bursa’daki büyük dokuma fabrikalarını yenileştirdi, genişletti. Üretim­lerini arttırdı. Avrupa kumaşlarının impa­ratorluğa ithalini yasakladı. Kapıkulu ocak­larını sık sık teftiş ettirdi ve yolsuzluklara engel olmaya çalıştı. Bütün bu ıslahatı, ken­disine birçok düşman kazandırdı. Bilhas­sa asker olmaması sivil idareden gelen nadir sadrazamlardan biri bulunması, ten* kid edildi. Üstelik artık herkesin sevgisini kaybetmiş olan Feyzullah Efendi tarafın­dan iktidara getirildiği için, Rami Paşa yıpranıyordu. Büyük diplomat ve devlet ada­mı, daha sadaretinin ilk aylarında bu or­tam içinde bunaldı. 49 yaşında genç, bH* gili, azimli bir adamdı. Devletin iç bünye­sindeki bozuklukların mutlaka düzeltilme­sinin şart olduğunu kavramıştı. Feyzullah Efendi ile arası açıldı. Şeyhülislâmın ken­disinden Önce ve sonra hiçbir şeyhülis­lamda görülmedik derecede nüfuz kazan­ması ve kendisine sorulmadan bir şey ya­pılmaması Rami Paşa’yı bıktırdı. Rahmi Paşa, Feyzullah Efendi’nin her makamı akrabası ve adamları ile doldur­masına razı olabilecek bir adam değildi. Ulemâ, kendilerine büyük yüksek görev­leri kapatan bu görülmemiş şeyhülislâma cari düşmanı haline gelmişlerdi. II. Mus­tafa’nın bu derecede gafleti şaşırtıcıdır. Zenta ve Karlofça’dan sonra tamamen ye1 se düştüğünü gösteriyordu.
Edirne, padişahın daima bu şehirde oturmasının nimetlerini topladığı için sakin­di. Fakat istanbul, yukarıda sayılan birçok sebepten dolayı kaynıyordu. Nihayet hu­zursuzluk sipahilere ve yeniçerilere de si­rayet ederek “Edirne Vakası” denilen olay patlak verdi. Şeyülislâm Feyzullah ve, dört oğlu azledildi. Şeyhülislâm öldürüldü. II. Mustafa tahttan indirildi. Hapsedilen II. Mustafa bu hayata fazla dayanamadı, 19 Aralık 1703′de öldü.