Osmanlı Hanedanı’ndan yirmidokuzup-cu padişah. Babası I. Abdülhamid, anne­si Ayşe Sinepervİr Sultan’dır. 29 Mayıs 1807′de, amcaoğkj III. Selim’in hal’inden sonra tahta çıktı. Tahta çıktıktan, sonra, im­zaladığı garip bir vesika ile dikkati çekti. Yeni hükümdarın, eski hükümdarı deviren ihtilâlcileri ilk fırsatta yok etmesi, Osmanlı tarihinde benzeri olmayan bir vakıa idi. Âsiler bunu biliyorlardı. Kendileriyle işbir­liği yapmış olmasına rağmen, hanedan gayretiyle IV. Mustafa’nın bu tutumundan korkuyorlardı. Bu düşünceyle, 31 Mayıs1 ta bir vesika imzalandı. Bu vesikaya göre yeniçeriler, devlet işlerine karışmayacak­larına, padişah da buna karşılık yeniçeri­leri III. Selim’i deviren ayaklanmadan hiç­bir şekilde sorumlu tutmayacağına söz ve­riyorlardı. Kabakçı Mustafa’ya “turnacıba-şı” rütbesiyle Boğaz’ın Rumeli kale ve tab­yaları kumandanlığı verilmişti. Ayaklanma­nın hain siması Kaymakam Köse Musa Pa­şa, bir müddet fırsattan istifade ile şunu bunu haraca kesip servet topladıktan son­ra, Bursa’ya sürüldü. 19 Haziran’da, sefer­de olan İbrahim Hilmi Paşa, azledildi. Çe­lebi Mustafa Paşa, sadrazam ve serdar-ı ekrem oldu.
2 yıla yakın bir zamandan beri devam eden aleyhte gelişen Rus Savaşı, 25 Ağus-tos’ta bir mütareke yapılarak bir yıl için durduruldu. Mütareke 8 aylıktı ve Rusya, Napoleon’un baskısıyla buna mecbur ol­muştu. Kabakçı Ayaklanması’nda Nizam-ı Cedîd taraftarlarından ve bu hareketin başı olanlardan ele geçirilenler, ayaklananlar tarafından parçalandı ve malları yağma­landı. Ancak en değerli Nizam-ı Cedîd er­kânı kaçıp, Rusçuk’ta Alemdar Mustafa Paşa’ya sığındılar. Bu zatlara “Rusçuk Yârânı” adı verilmiştir. Rusçuk Yârânı’nın başına Alemdar Mustafa Paşa geçmişti. Zaten II. Selim’i seven ve Nizam-ı Cedîd’e inanan Paşa, ekserisi genç olan bu ateşli inkılâpçıların tesiriyle bir yıl içinde bir dar­be yaparak İstanbul’daki mürteci idareyi yıkmaya karar verdi. Alemdar’ın emrinde büyük kuvvetler bulunuyordu. Alemdar, cahil, fakat vatanperver, cesur ve sadık bir askerdi. Rusçuk Yârânı ise, aydın ve mer­kezî idarede yetişmiş adamlardı. Alemdar1 in İstanbul hakkında açık bir fikri yoktu. Hayatı Tuna yalılarında geçmişti. Hezarg-rad âyânı iken himayesinde yetiştiği Tirsi-niklioğlu ismail Ağa’nın yerine Rusçuk âyâ­nı olmuş, Tuna yalılarında kendini sevdirmiş, Ruslar’a karşı başarı göstermiş, ve zâret rütbesiyle taltif edilmişti.
Cebren istanbul’a yürüse, büyük öl­çüde kan döküldükten başka, III. Selim de katledileceği için maksad gerçekleşmezdi, istanbul hükümeti, Alemdar’ın ni­yetinden gafildi. Gerçek idare, şeyhülislâm Topal Ataullah Efendi’nin elindeydi. Şey­hülislâm ve zorbalardan, IV. Mustafa da bunalmıştı. Rusçuk Yârânı’nın bazıları, is­tanbul’a geldiler.Saray ve Babıâli ile gizli temaslara başladılar. Alemdar, İstanbul’a çağırırlarsa, zorbaları temizleyeceğinden ve IV. Mustafa’nın devlete hâkim olacağın­dan bahsettiler. IV. Mustafa Alemdar’ı is­tanbul’a çağırmaya razı oldu. 28 Haziran 1808′de ordusuyla Edirne’ye gelen Alem­dar, sadrazamı kandırmayı başardı. O da IV. Mustafa gibi zorba tahakkümünden ve Ataullah Efendi’nin mürteci idaresinden bıkmıştı. Alemdar, 14 Terhmuz’daEdirne1 den istanbul’a doğru hareket eti. Önden 80 süvari göndererek 13 Temmuz gecesi Rumelihisarı’ndâki evinde Kabakçı Mus­tafa’yı bastırıp öldürttü. Çorlu konağında Kabakçı’nın kellesi Alemdar’a sunuldu. 19 Temmuz’da Alemdar, İstanbul’a vardı. IV.Mustafa, Davudpaşa Sarayı’na inip Alemdar’ı kabul etti.
2 gün sonra Alemdar, Babıâli’de sadra­zamı ziyaret etti. Şeyhülislâm Ataullah Efendi, Alemdar’ın kuvvetlerine güvenen IV. Mustafa tarafından azledidi.
İrtica hareketine karışan ilmiye mensup­ları, o gün ve ertesi gün, çeşitli yerlere sü­rülerek istanbul’dan ve ertesi gün, çeşitli yerlere sürülerek istanbul’dan uzaklaştı­rıldılar. Bu durumda sadrazam Alemdar’a hizmetinden dolayı teşekkür edip, Rusçuk’a dönmesini emretti. Bu vaziyet kar­şısında Alemdar Mustafa Paşa 28 Temmuz sabahı harekete geçtf. 10.000 askeriyle Babıâli’ye giderek, sadrazamdan zorla mühr-i hümâyûnu aldı. Silistre beylerbeyi ve Tuna seraskeri Alemdar Mustafa Paşa, hukuken değilse bile fiilen sadarete geçti.
Alemdar, Babıâli’den Topkapı Sarayr önüne geldi, IV. Mustafa, Babıâli baskısı­nı öğrenmiş, Alemdar’ın maksadını anla­mış, uğursuz tedbirlerini almıştı. Paşa IV. Mustafa’yı hemen tevkif etmek fırsatım da ku’lanmayarak, şeyhülislâmı, tahttan vaz­geçirmesi için padişaha gönderdi. Şeyhü­lislamın sözlerini dinlemeyen IV. Mustafa, III. Selim’le Veliaht Mahmud’un, öldürül­meleri emrini verdi. Hayatta başka Osmanoğlu bulunmadığı için, bu durum tahak­kuk ederse, Alemdar, mecburen kendi hü-kümdarlığını kabul edecekti. Başçühadar Gürcü Abdülfetfah, Imrahor Kör Mehmed, Hazine kethüdası Ebe Selim, Tebdil Hase­kisi Bağdadiı Hacı Ali ve Bostancı Deli Mustafa adlarındaki Enderun’un yüksek rütbeli görevlileri 20 kadar neferle bera­ber III. Selim’in dairesine girdiler. Eski hü­kümdarı korumak isteyen zevcesi Re’fet Kadınefendiyere serilip, padişahın hizmet­çilerinden Pakize Usta yaralandıktan son­ra, silâhrolmadığı için o sırada üflemekte olduğu ney’iyle nefsini savunmaya çalışan İlk Selim, sağ şakağına yediği bir kılıç dar­besiyle şehid edildi. Padişahın üzerine ka­panan Re’fet Kadınefeaii ile İki cariyeye dokunmayan katiller gaireyi terkettiler. Alemdar Mustafa Paşa İçin, yapılacak bir şey yoktu. Bu durum karşısında IV. Mus­tafa hal’edilerek II. Mahmud tahta çıkarıl­dı.
IV. Mustafa, Topkapı Sarayı’nın bir dai­resine gönderildi.
Alemdar, 15 Kasım günü sabahın erken saatlerinde ölmüştü. Aynı gün şeyhülis­lâm, IV. Mustafa’nın idamı için fetva ver­di. II. Mahmud, ağabeyini öldürtmekte te­reddüt ediyordu. Ancak eski padişahın âsi­lerle işbirliği ettiği kesin şekilde anlaşılmış­tı. Zorbalar, Sultan Mustafa’nın adını hay­kırmaya başlamışlardı. Bunun üzerine aynı günün gecesi Kadı Abdurrahman Paşa1 nın öncülüğüyle kuşakla boğduruldu. 18 Kasım’da cenazesi, babası I. Abdülhamid1 in Bahçekapısı’ndaki türbesine gömüldü.