Atabet’ül Hakayık, Edip Ahmet Yükneki tarafından, 12. yüzyıl başlarında kaleme alınmış ve Sipehsalar Mehmet Bey‘e sunulmuştur. Atabet’ül Hakayık “Hakikatler Eşiği” anlamına gelir. Eser, İslami devir Türk edebiyatının ilk örneklerinden biridir. Aruz ölçüsünün feûlün / feûlün / feûlün / feûl kalıbıyla yazılmıştır. Hakaniye lehçesiyle yazılan bu manzum eser, on dört bölümden oluşmaktadır. 46 beyit ve 101 dörtlükten meydana gelmiştir. Eser İslamiyet’ten önceki şiir anlayışıyla İslami dönem şiir anlayışının bir sentezi durumundadır.
Eserde dinî, ahlakî ve didaktik konular ele alınmıştır. Edip Ahmet Yükneki, bu kitabında erdemli ve mutlu bir insan olmak için gerekli olan özellikleri, ana başlıklar altında ortaya koymuştur. Eserde tevhit, naat ve dört halifeye övgüden sonra “bilginin faydası ve bilgisizliğin zararı, dilin muhafazası, dünyanın dönekliği, cömertliğin methi ve cimriliğin zemmi (kötülenmesi)” gibi bölümler bulunmaktadır
ATABET’UL HAKAYIK’TAN
Biligdin urur men sözümke ula
Biligligke ya dost özüngni ula
Bilig birle bulunur saadet yolı
Bilig bil saadet yoltnı bula
Bilig bildi boldı eren belgülüg
Biligsiz tirigle yitük korgülüg
Biliglig er öldi atı ölmedi
Biligsiz tirig erken atı Ölüg
Bilig birle âlim yokar yokladı
Bİligsizlik emi çökerdi kodı
Bilig yind usanma bil ol
Hak Resul Bilig
Çin’de erse siz arkang tidi
Günümüz Türkçesiyle
Bilgiden atanm sözlerime temel;
Ey dost, bilgiliyle hep beraber ol;
Mutluluk yolu bilgi ile bulunur,
Bilgi edin ve mutluluk yolunu bul.
İnsanoğlu bilgisiyle sayılır, tanınır;
Bilgisiz, diri iken bile kaybolmuş sayılır;
Bilgili kişi öldü, ancak adı kaldı,
Bilgisiz sağ olsa da adı ölüdür.
Âlim olan bilgi ile yükseldi,
Bilgisizlik kişiyi aşağı çekti;
Bilgiyi ara, usanma; bil ki, o Hak Resul;
“Bilgi, Çin’de de olsa, arkasından gidiniz.” dedi.
Atebetü’l Hakayık, metinden de anlaşıldığı üzere bir nasihatname özelliği taşımaktadır. Çünkü konu nasihat tarzında anlatılmaya çalışılıyor. Zaten bu eser yeni dinin (İslam dini) prensiplerini halka sevdirmek, benimsetmek amacıyla yazılmıştır. Bu metinde de İslam dininin güzelliklerinden olan ve çok önem verilen “bilgi” anlatılmaktadır. Metinde, bilginin önemi çok yalın ve özlü bir şekilde ifade edilmiştir. Şaire göre söze bilgi ile başlanır, saadet (mutluluk) yolu bilgi ile bulunur; bilgi İle insan saygınlık kazanır, tanınır. Bilgili insan ölse de adı ölümsüzlesin Bilgisiz insan yaşasa bile, manen ölü gibidir. Bilgi insanı yükseltir, bilgisizlik ise alçaltır. Bundan dolayı bilgiye ulaşmak zor da olsa bilgi edinmek için çalışmak gerekir. Bilginin önemi bu şekilde anlatıldıktan sonra, İslam peygamberi Hz. Muhammed’in (s.a.v.) konuyla ilgili hadisine yer veriliyor. Bu da, bu dönem eserlerinde İslamiyet’le igili değer, düşünce ve bilgilerden yararlanılmaya başlandığını gösteriyor.
Şiir, aruz ölçüsünün “feûlün feûlün feûlün feûl” kalıbıyla yazılmış olmasına rağmen metni incelediğimizde 11 ‘Iİ hece ölçüsüne de uyduğu görüyoruz. Dörtlüklerin kafiye düzeni de koşma nazım şekli ile aynıdır. Bu durum, Atabet’ül Hakayık’ın şekil olarak hem millî nazım özelliklerini, hem de İslamiyet’ten sonra, Arap ve Fars edebiyatından alınan nazım özelliklerini taşıdığını göstermektedir. Ama kullanılan nazım birimi, ölçü, kafiye çeşidi ve kafiye düzeni göz önüne alındığında Halk edebiyatı nazım özelliklerinin ağır bastığı görülür.
Metinde geçen o günün Türkçesinde (Hakaniye lehçesi) kullanılan kelimelerin pek çoğu, günümüz Türkçesinde de bazı farklılıklarla kullanılmaktadır. Örneğin biligdin, urur, sözümke, bilgiligke, özüngni, yitük kelimeleri; günümüzde bilgiden, vurur, sözüme, bilgiliye, özümü, yitik şeklinde kullanılmaktadır. Bunun yanında metinde yeni kültür dairesine ait bazı kelimelerin (saadet, Hak, Resul, âlim vb.) kullanılmaya başlandığı da görülmektedir.
Bütün bunlar, eserde millî unsurların yanında islamî geleneğe ait unsurların da kullanılmaya başladığını göstermektedir.
