İlim ilim bilmekdür
İlim kendün bilmekdür
Sen kendüni bilmezsin
Yâ nice okımakdur

Okımakdan ma’nâ ne
Kişi Hakk’ı bilmekdür
Çün okıdun bilmezsin
Ha bir kun emekdür

Dört kitabun ma’nâsı
Bellüdür bir elifde
Sen elifi bilmezsin
Bu nice okımakdur

Yigirmi dokuz hece
Okısan ucdan uca
Sen elif dersin hoca
Ma’nâsı ne dimekdür

Yûnus Emre der hoca
Gerekse var bin hacca
Hepisinden eyüce
Bir gönüle girmekdür

Yunus Emre Yunus Emre Divânı, s.75-76, İstanbul 1972.

Şiir ile Türklerin İslamiyet’ten sonraki yaşayış, inanış, gelenek ve görenekleri arasında bir parelellik görebiliriz. Eskinin tabiatla iç içe yaşanan göçebe hayatından uzaklaşılıp, yerleşik bir medeniyete geçildiğinin ipuçları var şiirde. Savaş, kahramanlık, av, atıcılık, at gibi kavramlar, yerini okuyup ilim öğrenmeye, kendini ve Hakk’ı bilmeye, gönle girmeye bırakmıştır.

İslam kültürünün etkisiyle oluşan tasavvuf, şiire yansımaya başlamıştır. Tasavvuf, “Aşk denizinde şeriat (fıkıh kuralları) gemisiyle hakikat incisi’ni arama çabası” olarak tanımlanır. Tasavvufa göre evren aşktan yaratılmıştır. İlahî olan bu aşka, ancak ruhun manevi olarak terbiye edilmesiyle ulaşılabilir. Kâmil (olgun) insan her şeye “vahdet-i vücut” nazarıyla bakan insandır. “Vahdet-i vücut” görünen ve görünmeyende Allah’ı görmektir,

Yunus’un ilimden anladığı, insanın Allah’ı bilmesidir. Kendini bilmek, tasavvuf inanışında çok önemlidir. Yunus Emre, bu şiirinde, Allah’ı ve kendini bilmenin önemini anlatıyor. Yunus’a göre, insanın kendini bilmesi; okumakla, bilimle olur. İnsanın Allah’ı tanıması ise kendini bilmekle mümkündür. Okumanın amacı Allah’ı bilmektir. İnsan okuduğu hâlde kendini bilmiyorsa, insanların gönlüne giremiyorsa, hepsinden önemlisi Allah’ı tanımıyorsa onun okumasının bir anlamı yoktur ve verdiği bütün emekler boşunadır.

Dört kitabın manası bir Elifte toplanmıştır. Dört kitap Kur’an, İncil, Zebur ve Tevrat‘tır. Bunlar Allah tarafından gönderilen ve Allah’ın birliği inancına dayanan kutsal kitaplardır. Arap alfabesinin ve Allah kelimesinin ilk harfi olan Elif, tasavvufta “bir”i, yani Allah’ın vahdetini, birliğini temsil eder. Yunus’a göre okumanın anlamı Elifi, yani Allah’ın birliğini, bilmektir. Eğer insan Elifi bilmiyorsa boşuna okuyor.

Yunus Emre, son dörtlükte İslam’ın insana verdiği değeri dile getiriyor. İslam’ın beş temel şartından birisi olan hac, büyük bir ibadettir; ancak ona göre kırık bir gönlü tamir etmek, karanlık bir kalpte ümit ve iman ışığı yakmak daha büyük bir ibadettir. Çünkü tasavvuf anlayışına göre gönül, Allah’ın tecelli ettiği yerdir, O’nun evidir. Dolayısıyla bir gönül kazanmak, Allah’ın rızasını kazanmak demektir.

Bu dönemde içerikte olduğu gibi, dil ve üslupta da değişiklikler olmuştur. Metinde kullanılan hac, elif, ilim, çün, Hakk, kitap gibi İslam medeniyeti çevresindeki kavram ve kelimelerle dilin zenginleştiğini görüyoruz.

Şiirde kulağa hoş gelen bir ritim ve ahenk vardır. Şair bu ahengi ses akışı, söyleyiş, ritm ve ses benzerlikleriyle sağlamıştır. İlk dörtlüğü incelediğimizde i, e, I, k seslerinin tekranyla asonans ve aliterasyon oluşturulduğunu görürüz. Dörtlükler hâlinde ve 7′li hece ölçüsüyle yazılan şiirde, yarım ve tam kafiye (hoca, hacca, eyüce) ile rediflere (-mekdür, -makdur) yer verilmiştir. Metinde geçen bilmekdür (bilmektir), kendüni (kendini), okıdun (okudun), kurı (kuru) gibi kelimeler o dönemin söyleyiş özelliğini (Eski Anadolu Türkçesi) yansıtmaktadır.

Yunus’un ilahileri bazı kaynaklarda beyitler hâlinde kayıtlıdır. Okuduğumuz ilahi bu kaynaklarda, aşağıdaki şekildedir:

İlim ilim bilmekdür İlim kendün bilmekdür Sen kendüni bilmezsin yâ nice okımakdur Okımakdan ma ‘nâ ne kişi Hakk’ı biimekdür Çün okıdun bilmezsin ha bir kurı emekdür